Kahretsin ya yine dünya işlerine dalıp farmville deki çilekleri unutmuşum. Tarlaya vardım ki hepsi sapsarı olmuş. O değilde sararan yerleri hasat edince bir de jetonların gidiyor iyi mi...
Neymiş efendim yeni öğretim yılı için test-dergi-ödev kontrol tabloları... Windowsun güzide word ve exceli...
Allah'tan patlıcanlarla, soya fasulyelerine yetiştim. Artık bol bol türlü yapıp, yer , şişerim diyorum hani
İllaki her şey yarım kalıyor. Değirmenin suyunun geleceği bir nehir keşfedemediğim gibi ortada bir değirmenin olup olmadığı kaygısıyla yaşamaya mecburmuşum gibi geliyor.
Her sabah kalkıyorsun rutine bağlamışsın cep telefonu uyandırma melodilerini... Gözünü ilk sigaranın dumanıyla yakarak açmaya çalışmana ne demeli tuvalette... Ayna karşısında yüzünü yıkarken gözlerine bakmadan ne giyeceğini düşünüyorsun, çok seçimin varmış gibi... Bir gömlek uzun kollusundan yazlı kışlı, altına bir pantolon kumaşından ve de giymeyi hiç sevmediğin ayakkabılar...
İşe varınca abuk subuk bir gülümseme alıyor suratını... 5 yıldır orda çalışan hizmetlinin derse giriş-çıkış saatini bilmemesi ve zili ya erken ya da geç çalarak öğretmenleri maymun etmesini izliyorsun hafif bir tebessümle...
Madem ramazan ayındayız, öğretmenler odasındaki damacanaya lüzum yok, mutfaktaki damacanada da musluk suyu var zaten diyor aynı çok düşünceli arkadaş...
Daha ilginç olanı ise personele ait tuvaletin lavabosunda peçete olmaması. Ramazanda büyük abdest te bozulmuyor herhalde... Açsın ya sıçmaya hakkın yok...
Sadece ders esnasında rahat edebiliyorsun, anlatıyorsun ne denk gelirse... Derken zaman geçiyor... Çıkmadan önce bir rutini daha uygulamak üzere idari kata gidip, müdür ve mesailer kabilesinin diğer üyelerini kutsuyorsun...
Her zaman unuttuğun selamları eve götürmek üzere ayrılıyorsun...
Eve gelme arifesinde bir telefon bağlantısı kurup istek parçası olup olmadığını soruyorsun... Atemgıdaştan hamurumsu ekmek genelde top 10 da bir numara...
Eve vardığında çok işin var hâlâ... Efendim önce don paça kalıncaya kadar soyunuyorsun, sonra bir sigara yakıp, suyu insanı kabız eden güzide memleketin yaptığı şişkinlikten kurtulmak üzere sindirim sisteminin en bass-baritonundan ses veren gazlarını çıkarmak için kutsal mekâna yöneliyorsun... Sigaranı bitirip, taharetini alıp, ellerini sabunladıktan sonra çıkıyorsun mekândan...
Hayat arkadaşınla üç-beş muhabbet günün nasıl hebâ edildiğine dair...
Daha sonra pc çağırıyor seni...
senaryo 1:Acaba bugün yolda gördüğü halde selam vermek şöyle dursun, görmezden gelen bilmem hangi üniversitenin hangi bölümüne hangi sene gönderdiğimiz, "beni çok seven(!)" öğrencimiz hâlâ facebook listemdemi?Duvarımı kirletmiş mi? "Ya da hadi bi tarafımızı açalım da ya ABD, ya AB ya da hiç olmazsa A kaçsın" isimli gruba davet etmiş mi?
Mafia wars da kaçıncı leveldeydim veya FarmVille deki inekler süt verecek kıvama gelmiş mi?
senaryo2:Acaba grubun şarkısını dinleyen olmuş mu? Kaç kişi ziyaret etmiş ki? Demo yorumu var mı? Foruma karpuz kabuğu koyan olmuş mu? telaşı...
senaryo3:şu bloglara bir bakayım... Şu ne yumurtlamış, bu ne düşünmüş yine en kalitelisinden, kim memleketi kurtarmış kan damlayan kalemiyle?
senaryo4:ben tamamen masumum, sadece "hücre nükleolusunda rRNA ile protein alt birimi birleştirildikten sonra nukleusta translasyon olur mu ?" konusuna bakacaktım ,teknik açıdan bilim sitesi olması gereken "merak ettikleriniz" kısmında hiç bir soruyu cevaplamayan, tübitak sitesine...
senaryo5:youtube da bir kaç şeye bakalım ya... Bak millet tünellerden girmeye uğraşırken bizim bu korsanımsı bilgisayar ne hikmetse direk dalıyor içine... Ellerine sağlık Mehmet. Mehmet iyi çocuktur. İTÜ de bilgisayar müh. son sınıfta, kendisine ikinci ismi olan Altan ile seslenilmesinden daha çok hazzediyor fikrimce... Malatya zamanlarındaki tatlı günlerimizde köyden sık sık kayısı getirir ve bize diare sendromları yaşatırdı
senaryo6:ek$i sözlükte 11. nesil çaylak onay sıralamsındaki 56977. liğim bâki mi?
.......
ve böylece yine saatler akar, gözler akar ve kocaman bir hiç olarak kalkarsın orijinalinde yemek masası olmak üzere ortaya çıkarılmış fakat yapan ustanın asla tahmin edemeyeceği bir amaçla kullanılan bu masadan...
Aklında uyku peryodun vardır... 2 saat 17 dakika mı, 4 saat 34 dakika mı yoksa 6 saat 51 dakika mı uyuyacağının hesabı
İçinde bir yerlerde vicdanın sızlamaktadır. Hani ulan bugün oturup bişiler çalışıp,sınavlardan geçip, yıllardır sana neyini dayadığını bilmediğin "devlet" e sırtını dayayacak bir iş edinmek uğruna içine edecektin saatlerinin
Başka bir sitem vardır yine kendine... Koltukta vakti zamanında sana çok güvenmiş olan, senin her şeyi değiştireceğine inanan ve şu an sana tamamen sırtını dönmüş, senden umudunu kesmiş
bir dost... 3 yıldır tellerini bile değiştirmediğin, her sabah "bu akşam mutlaka bir iki şey yapacam" diye kendini kandırdığın enstürmanın... Resmen ihanet bu; yıllarca hüznünü mutluluğunu paylaştığın, çalarken ağzının kenarından akan suyu çoğu zaman farkedemediğin, melodileriyle hayatı çekilir hale getirdiğin dostuna...
Ve daha kötüsü yarın yine aşağı yukarı aynı şeyleri yaşayacağının garantisi, tabi yaşarsan...
7 Eylül 2009 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)



0 yorum:
Yorum Gönder