
Ölüm üzerine bir yazı okudum az önce... 150 promili geçtiğimde en çok istediğim şey olur hep ve uyuyup bir daha uyanmamak isterim... O an acı çekmezsiniz, nesneler demir bile olsalar onları kağıt gibi ezebileceğinizi sanırsınız. Bir yerlerinizin kanaması, herhangi bir yerinizde sigara yanığı oluşması falan vız geldiği hızla tırıs gider o anda...
İşte o anda sadece kendinizi ifade edersiniz. Yanınızda olan ayık kimseler sizden hiç bir şey anlamazlar, sizinle ne yapacaklarını bilemezler... Onları zavallı gibi görürsünüz o an. Hayatın esrarını çözemeyen kimseler olduklarını düşünür, hayatlarında hiç acı çekmediklerini sanarsınız...
O an birileri sizi ya konuşturmaya ya da susturmaya niyetlenirler. Çünkü bir şekilde rahatsızlık verirsiniz dilinizle, elinizde olmadan...
O an meraklılar için bulunmaz fırsattır. Bilincinizin altını okumaya başlamış gibi olurlar. Ağzınızdan çıkan devrik cümlelere bile bir çok anlam yüklerler... Acınızı anlamaya çalışırlar, mutluluğunuzu da... Ama aslında bir bok anlamazlar. Çünkü siz sadece söylediğiniz şeyi söylüyorsunuzdur. Ne onlara garip anlamlar yüklemek, ne derin felsefe muhabbetleri çekmek, ne de anlaşılmaya çalışmak gibi bir derdiniz yoktur o anda...
Her insan hayatında en az bir kere olsun ölümü istemiştir. Çünkü her insan hayatında en az bir kere olsun kendi olmadığında insanların ne düşüneceklerini merak etmiştir, arkasından ne diyeceklerini, kendinden sonra yaşamlarında neyin değişeceğini, ölümünün arkada kalanlara bir ders verip veremeyeceğini...
Sonuçta ne ilk ölen insan biz olacağız, ne de son...



2 yorum:
yavuz çetin'i, kurt cobain'i ve nicelerini takdir eden kalbim nedense ikileme düştü işte...
hayatımda hiçbir zaman alkollü bir insanın bilinçaltından faydalanmak gibi bi derdim olmadı... çok büyük bi sahtekarlık, ikiyüzlülük gibi geldi hep.... en afilli itirafları bile anlamamış gibi yapıp, aptala yattım... karşımdaki kişi konuşmak isterse dinlerim ama daha fazlası yok... en iyisi de bu...
sen başkasın aşkım :)
Yorum Gönder